SÖZSÜZ İLETİŞİM VE BEDEN DİLİ

İnsanlar, iletişimi sadece kelimelere sığdırmamaktadır. Bireyler, okula ilk başladığı andan üniversiteye kadar geçen eğitim hayatında yazı dilinin yapılarını, dil bilgisini ve konuşmayı öğrenmektedir. Sözel dilin ne olduğu bilinmedikçe kelimeler ruhsuz, duygusuz, yarım ve anlamsız kalmaktadır. Bir türlü anlatılmak istenen şeyler tam manası ile akta- rılamadığı için yanlış anlaşılmalara sebebiyet vermektedir. Cümleye aktarılamayan duygular zamanla insanlar arasında duvar oluşturmaktadır. Ne yazık ki küçük yaşlardan itibaren çocuklara duygularını ifade etme, hâllerini beden diline yansıtması noktasında engel olunmaktadır. Küçük bir çocuk düştükten sonra "Korkma, geçti." diyerek yaşadığı acıyı, incinmeyi, yüzünü ekşiterek yansıtmasına engel olunmaktadır. Orada yaşadığı acı, yüz ifadeleri tabiri caizse video durdurur gibi durdurulmaktadır. Bireyler sözsüz iletişim üzerinde çok az durmaktadır. Bununla ilgili toplumu bilgi- lendiren, ne bir eğitici ders vardır sıralarda ne de bir eğitim vardır konferans salonlarında. Bu nedenle sohbetler yavan kalmaktadır. Hâlbuki iletişim kurarken gönderilen mesajların %70’i kadar büyük bir dilimini sözsüz dil oluşturmaktır (Bursalı, 2018). Jest ve mimikler devre dışı bırakılıp kullanılmamaktadır. Pandemi sürecinin getirileri yaşamın büyük bir bölümünün telefon, tablet ve bilgisayara geçişine neden olmaktadır. Bu geçiş de kişilerdeki var olan iletişim kurmadaki sorunlarına bir yenisinin daha eklemesine neden olmaktadır. Ekranın arkasında kalan kişi, iletişimine beden dilini yansıtamamaktadır. Konuşmalara beden dili dâhil olamamaktadır. Sözlü bir iletişim, beden dili ile devam etmediği takdirde var olan anlamı tam içermediği için anlaşılamamaktadır. Beden dili içermeyen iletişimler sorunlu hale gelmektedir. Tıpkı lastikleri olmayan bir araba gibi olduğu yerde kalmaktadır.

Sözsüz iletişim, insanların varoluşundan başlayıp günümüze kadar gel- mektedir. İlk insanların av sonrasında ateş etrafında dans etmesinden yeni doğmuş bir bebeğin acıktığı zaman ağlamasına kadar gelmektedir. Sözsüz iletişim, sözcüklerle ifade edemediğimiz yerde vücut hareketleriyle ortaya koyduğumuz davranışlardır. Bunlar; beden şekli, jestler ve mimikler, yüz ifa- desi, gözlerin durumu, ses tonu gibi şeylerdir. Anthony Robbins’e (1993) göre iletişimin %55’i beden dili ile sağlanmaktadır. Beden hareketleri insanların zihinlerini ele vermektedir. Örneğin; üniversiteye başlayan bir öğrenci, ilk gün yabancı bir sınıf, okul ve şehir ile karşı karşıyadır. Sınıfa girip otur- duğunda elleri ve kolları bağlı, bacakları kapalı bir şekilde oturmakta, hatta tedirgin davranışlar sergilemektedir ama zamanla ortama alıştığında o içe kapalı halini bırakmaktadır. Artık kolları açık, bacakları açık bir şekilde kişilere dönük oturmaktadır.

Sözsüz ve sözlü mesajlar insanların iletişim kurmalarına olanak sağlamaktadır. Kişiler arası iletişimde bir şeyi onayla- mak ya da reddetmek için başı aşağı yukarı sallamak, gözleri hareket ettirmek gibi ifadeler ve ses tonu kullanılmaktadır. Sözsüz iletişimde bu ifadeler çok önemlidir. Sözsüz iletişimin desteklenmesi akılda kalıcılığı arttırmaktadır. Örneğin; bir konuşmacı konuşurken yüzünü, bedenini, kollarını kullanarak cümlelerini desteklemektedir. Dinleyen kişi de onu din- lediğini başı ile onaylayarak veya gözlerini yumarak geri bildirim vermektedir. Konuşmacı söylediklerinin anlaşılıp an- laşılmadığını karşısındakilerin davranışlarına bakarak anlamaktadır. Albert Mehrabian beden, ses ve sözcüklerin iletişi- mi hangi düzeyde etkilediğini, ortaya çıkarmak için yaptığı çalışmasında, bedenin %55, sesin %38, sözcüklerin %7 etkili olduğunu göstermektedir. Ken Cooper ise bedenin %60, sesin %30, sözcüklerin %10 oranında etkili olduğunu öne sürmektedir (Yazıcı, 2010). Beden dili doğru kullanıldığında iletişime çok katkı sağlar fakat yanlış kullanıldığında farklı anlamlara yol açmaktadır. Kullanılmadığında ise yazışmalarda olduğu gibi olumsuz durumlar yaşanmaktadır. Yapılan bir şaka ya da iyi niyetle söylenmiş bir söz farklı manalara gelebilmektedir. Bu durumların yanlış anlaşılmaya sebebiyet ver- memesi için mesajlaşmaların arasına emojileri ilave etmek yarar sağlamaktadır. Yüz yüze iletişim süreci önce göz teması ile başlar sonra tokalaşma, selamlaşma ve karşılıklı bedensel duruş ile devam eder. Bu süreçlerden sonra sözel iletişime geçilmektedir.

İletişim, kültürel ortama göre değişmektedir. Türk toplumlarında kadınlar vücutlarının çok azını kullanmaktadır. Otururken ellerini dizlerine koymakta, bacaklarını birleştirmekte, koltuğun kenarına oturma eylemi göstermektedirler. Erkekler ise daha geniş alan kullanmaktadır; koltuğa yaslanmakta, kollarını sağa sola koymuş, ayaklarını açmış veya uzatmış bir şekilde oturmaktadır (Yazıcı, 2010). Türklerin Almanya’ya işçi olarak gittiği 1960’lı yıllarda, Türkler ile Almanları oturma biçimlerine bakarak birbirinden ayırmak mümkündür. Eğer tek sandalyeye oturuyorsa Alman, oturmak için iki sandalye kullanıyorsa Türk’tür. Bu duruma bakıldığında iletişimin kültürle ilişkisi açıkça görülmektedir.

Kadınlar kişiler arası iletişimde kendilerini ve duygularını daha iyi ifade etmektedir. Göz teması, dokunma, gülüm- seme, bakış, ses tonu gibi sözsüz davranışları daha çok kullanmaktadırlar. Duyguların iletişimde cinsiyetler arasında farkları bulunmaktadır. Kadınlar mutluluğu daha iyi ifade edebilirken erkekler kızgınlığı daha iyi ifade etmektedir (Taylor ve diğerleri, 2007).


Yüz İfadesi

Yüz ifadesi insan ilişkilerinde çok önemlidir. Bir in- sanla ilk karşılaşmada yüz ifadesine göre değerlendirme yapılmaktadır. Kişiler konuşmalarını kontrol altında tu- tabilmektedir ama duygularını, yüzlerine ve bedenlerine yansıtma noktasında kontrol edememektedir. Sözsüz ile- tişimin en etkili organı yüzdür. Gözler, mimikler ifadeleri desteklemektedir ve onlara anlam, mana katmaktadır. Yüzdeki uzuvların birleşimi iletişimde çok büyük rol oy- namaktadır. Bir kişiyi tanımlarken sevimli, neşeli, soğuk, resmi, utangaç, suratsız gibi ifadeler kullanılmaktadır (Çam, 2009). Gülümseme evrensel olarak memnuniyeti ifade etmektedir (Kuhnke, 2017). Yüz ifadeleri kişiyi cesa- retlendirici ya da rahatsız edici olarak rol oynayabilmek- tedir. Gülümseme ile hoşnutluk, fikir birliği, eğlenceli yüz ifadesini yansıtmak iletişime canlılık katarken; surat asmak, donuk olmak, boş bakışlar ise iletişimi olumsuz etkilemekte ve kısıtlamaktadır (Sillars, 1995).

Gözler


Yüzdeki organlardan en dikkat çekeni gözlerdir. İn- sanlar konuşmaya başladıkları andan itibaren dikkat göz- lere kaymaktadır. Göz ile beyin arasındaki sinirlerin, ku- lak ile beyin arasındaki sinirlerden 20 kat daha güçlü ol- ması dünyayı görsel yoğunluklu olarak algılamamızı sağ- lar (Tayfun, 2017). Bu yüzden bireylerin adlarından önce yüzleri daha kolay hatırlanmaktadır. İletişimde göz devir- mek, göz kırpmak, gözlerini kaçırmak gözlerin hareketi ve konumu çok şey ifade etmektedir. Göz temasının az olması kişinin güçsüz olduğunu göstermektedir. Kendine güvenen bireyler, göz teması kurmaktan ve göz temasını sürdürmekten çekinmemektedir. Gözler, insanların or- tamdan sıkılıp sıkılmadığını açıkça belli etmektedir. Göz- leri kısarak bakmak, şüpheci olmak; gözlerin büyümesi, endişe etmek; gözleri kaçırmak, bir şeyler saklamak gibi anlamlara gelmektedir. Yalan söylerken kişiler göz göze gelme hareketinden kaçınmaktadır (Tayfun, 2017). Gözler iletişim sürecinde önemli bir noktada yer almaktadır. Bu yüzden çok güçlü bir iletişim aracıdır.

Kaş Hareketleri


Kaş hareketleri, duygulara göre şekil değiştirmektedir. Bireyler korktuklarında, rahatsız edici bir durumda, bir şeyi yapmak istemediklerinde kaşlar istemsiz olarak yukarı çıkmaktadır (Altıntaş ve Çamur, 2005). Kaygılı ve öfkeli durumlar yaşanırken kaşlar çatılmaktadır. İletişimde buruna pek dikkat edilmese de önemli bir yere sahiptir. Kötü bir koku geldiğinde hoşnutsuzluk ve rahatsızlığı ifade etmek için burun kıvırmak yeterlidir (Çiftpınar, 2011).

Duruşlar, Jest ve Mimikler


Mimikleri yüzdeki hareketler oluşturmaktadır. Jestleri ise baş, el, kol, ayak, bacak ve beden hareketleri oluşturur. Jest ve mimikler, esas ve ikincil olmak üzere ikiye ayrılır. Esas jest ve mimikler, duygu ve düşünceleri destekleyen hare- ketlerdir. Örneğin; sohbet esnasındaki göz devirme, başı ileri geri sallama ve kol hareketleridir. İkincil jest ve mimikler ise refleks olarak hiç beklemediğimiz anda gelen hareketlerimizdir. Örneğin; korktuğumuzda hızla gözleri kırpmak, hapşırmak gibi refleksi hareketlerdir (Baltaş ve Baltaş, 1997). Farkında olmadan kullanılan jest ve mimikler iletişimi pekiştirir (Tayfun, 2017). Örneğin, yer yön tariflerinde el ve kol hareketlerinin kullanılması tarifi kolaylaş-tırmaktadır. Durumları yansıtmada önce yüz, daha sonra eller ve kollar gelmektedir. Ellerin dört temel bölgeleri vardır. Avuç içini göstermek dışa dönük bir kişiyi ifade etmektedir. Elin üstü dışa gelecek şekilde sallamak reddetmek anlamındadır. Elin tersi olumsuz, saldırgan ve düşmanca tavırlar anlamındadır. Avuç içleri kucaklama ve kabul etme duygusu taşımaktadır. Avuç içlerini açarak konuşan birisi ile iletişim kurmak daha kolaydır. Kişinin eli burnuna gittiğinde endişe veya yalan söylüyor anlamına gelir (Tayfun, 2017). Elin yanağa gitmesi kişinin artık sıkıldığına, hoşnut olmadığını yansıtmaktadır. Eli çeneye götürmek, yaslamak ise düşünceli insan görünüşü oluşturur (Kuhnke, 2017). Kişinin ellerini veya kollarını bağlaması iletişime kapalı olduğunu gösterir. Bir kişinin tırnaklarını yemesi ya da elleriyle sürekli oynaması baskı altında olduğuna ve endişeli olduğunu işaret etmektedir (Glass, 2006). Bazı jest ve mimikler kültürden kültüre değişiklik gös- termektedir. Örneğin, Türklerin bir elin parmak uçlarını birleştirip sallaması yapılan yemeğin çok lezzetli damak zevkine hitap ettiğini gösterir. Aynı hareket İtalya’da ise karşıdaki kişiyi kışkırtıcı bir şekilde "Ne diyorsun sen?" anlamına gelmektedir. Mısır’da ise bir dakika anlamına gelmektedir.

 

Dokunma


İletişimde dokunma kişinin içtenliğini, samimiyetini, sıcaklığını ifade eder. Dokunma hem insanların hem hay- vanların gelişiminde çok etkilidir. Çocukların gelişimi açısından çocukla kurulan beden teması, duygusal bağ açısından çok önemlidir (Cüceloğlu, 1997). Dokunmak herkes için aynı etkiye sahip değildir. Bu, dokunmanın amacına göre değişmektedir. Örneğin; kavga etmek, dö- vüşmek rahatsız edici dokunma şekilleridir.

Giyiniş Biçimi


Cinsiyet fark etmeksizin giyim; kişinin yaşını, tarzını, yaşamını, ekonomik düzeyini, dünya görüşünü, inanç- larını, siyasi düşünceleri hakkında bilgiler içerebilmekte- dir ama bu bilgiler kesin değildir. Sadece resmî kıyafet giyen kişilerin polis, jandarma, doktor, öğrenci gibi kişi- lerin rütbelerine de bakarak kesin bilgi elde edilebilir.

Kişisel Alan


Kişisel alan; bireylerin duygu, düşünce ve çevre algısından etkilenmektedir (Kuhnke, 2017). Kişisel bir alan oluştur- mak aslında iletişimin kontrol altında tutulmasına olanak sağlamaktadır. Böylece insanlar nasıl yaklaşacağını ve nasıl geri çekileceklerini bilmiş olurlar. Kişi kendini bir çemberin içine almaktadır ve bu, görünmez bir çemberdir. Böylece herkes kendi sınırlarını görünmez bir şekilde çizmiş olur. Kişisel alan kültürler arası değişiklik göstermektedir. İnsanlar toplum içinde, başkalarıyla olan ilişki ve iletişiminde kendilerini rahat hissetmek için mesafeler olsun istemektedir.

İnsan, toplumun içinde yaşayan bir yapı taşıdır. Anlamak ve anlaşılmak için çevresindekilerle sürekli iletişim halin- dedir. Bu iletişim sözlü ve sözsüz bir şekilde ilerlemektedir. Her ne kadar sözlü iletişim, insanı diğer canlılardan ayırsa da sözsüz iletişim, sözlü iletişimden daha derindir. Sözsüz iletişimin bu kadar önemli olması jest ve mimiklerin tamamen insanın iç dünyasını yansıtmasındandır. Sözsüz iletişim insanın en doğal ve yalın halidir. Hâl dili insanın samimiyetini ortaya koymaktadır. Beden dili insanın karşıya iletmek istediği mesajı sözlüden daha net bir şekilde ortaya koymaktadır. Kişileri sözlü olarak etkilemeye ve ikna etmeye çalışsak bile jest ve mimikler söylemek istenileni hissettirmekte daha iyidir. Düşünceler, duygu ve beden ile bir ahenk içerisinde hareket ettiğinde etkili bir iletişime ulaşılmaktadır. Gözler bu düşüncelerin birer aynası olarak hizmet etmektedir. Yüzdeki hareketlilik, düşüncelerin anahtar kelimelerini oluş- turmaktadır. Jest ve mimikler de bunu desteklemektedir. Dokunmak ise insanların kendilerini ifade etmesinde bir aracı olmaktadır. Büyük küçük demeden hepimizin kullandığı bu ortak dil, yani sözsüz iletişim aslında bir yol haritası niteliğindedir. Her insanın sahip olduğu, kullanması gereken bir kılavuzudur. İnsanlar ne yaparsa yapsın beden dilinin verdiği mesajdan kaçamamaktadırlar. Beden dili, insanın içinde gizlediği bir kripto kişiliğidir.
 

Tags: Medical, Doctor, Oparation, Sargry

images

Yorum Yap